Geleneklerimiz

GELENEKLERİMİZ

Dereli ilçesinde araziler çok dalgalı olduğu için, köy yerleşimleri dağınıktır. Bundan dolayı örf ve adet geleneklerinde azda olsa farklılıklar göze çarpmaktadır.

A) DÜĞÜNLER:

Dereli ilçesinde bir düğünün tamamlanabilmesi için, şu olayların yapılması gerekir.

Kız isteme

Nişan ve Nikah

Kına gecesi

Gelin alma

El öpme

Düğünlerde ilk safha kız isteme ile başlar. Aileler erkek çocuğu 18-20 yaşlarına gelince, kız aramağa koyulur. Bu olay iki türlü gelişir. Ailesinin beğendiği kızı genç mutlaka görür. Olumlu veya olumsuz cevabını ailesine bildirir.

Cevap olumlu ise kız istenir. Olumsuz ise yine kız aranır. Bazı aileler ise kendi beğendikleri kızı mutlaka almak isterler.

Bu tespitlerden sonra, görücü heyeti kız evine gönderilir. Gelin adayı kız, görücülere hizmet eder. Görücü heyeti belli etmeden kızı, İnceden inceye incelerler. Olumlu sonuçlanan tespitlerden sonra, kız istemeye gidilir. Erkek tarafı uygun biçimde kız tarafına, kızlarını istemeye geleceklerini söylerler. Belli bir gün kararlaştırılır. Belirlenen günde erkek tarafı kız evine gider. İlk konuşmalarda çoğu kez bir karara varılmaz. Kız tarafı düşünmek için zaman ister. Bu zaman İçinde kız tarafı damatlarını tanımaya çalışır. Bunlar karşılıklı birini tanıyan kişiler ise işler daha çabuk karara bağlanır.

Erkek tarafı, kız tarafı ile ilişkilerini devam ettirir. Kız tarafından gün istenir. Bir gün belirlenir. Belirlenen bu günde, erkek tarafı 3-4 kişilik bir grupla kız evine varır. Çeşitli konularda sudan havadan konuşulur.

İleri gelenlerden biri söz açmak üzere, kız babasına dönerek;

Allah’ın emri, Peygamberimizin kavli, İmamımız İmam-ı Azam efendimizin içtihadı ve Türklük töremiz üzerine, sizden kızınızı, oğlumuza almak ve nikâhlamak istiyoruz. Bu husustaki dileğimizin kabulünü bekliyoruz, der.

Kız babası;

Allah yazdıysa töremizden ayrılmayız, diye cevap verir. Bazı aileler zaman kazanmak için bu olayı uzatır. Bazıları olumlu karşılayarak sonuçlandırır. Kız tarafı teklifi olumlu bulursa, yapılacak işler konuşulur. Eskiden ilçe köylerinde başlık alınırdı. Son zamanlarda başlık alma olayı hemen hemen ortadan kalkmıştır. Altın takılar, cins ve miktarları pazarlık konusu yapılır. Söz kesmeye gelenlerinde müdahalesi ile iş tatlıya bağlanır. Bundan sonra söz kesmede bulunanlara yemek, şerbet, çay ve kahve ikram edilir.

Söz kesildikten sonra kızın nüfus cüzdanı bir mendile kurdelelerle bağlanmış olarak erkek tarafına verilir. Bu arada nişan ve düğün günlerinin tespiti yapılır. Genel olarak nişan düğünü yapılmaz. Dereli ilçesinde kızların evlenme yaşı 15-20 arasındadır. Kızların yaşı ilerledikçe evlenme şansları da azalmaktadır. Evlenecek kızlarla ilgili olarak çevrede türkü şeklinde şu sözler sık sık söylenmiştir. Bugüne kadar unutulmadan gelmiştir.

10 yaşından iline giden kızlar,

12’de tomurcuk güle benzer,

13’ünde açılmış gül çiçeğidir,

14’ünde emzik emzik bal olur.

15’inde yiğit erer düşüne,

16’da sevda erer başına,

17’sinde seven aşık belki delirir,

18’inde gönlü havada uçar,

19’unda güzelliği tez geçer,

20’sinde geçmez akçe, olur.

Nikâhta herhangi bir şenlik yapılmaz. Genellikle nişan kız ve erkek tarafı arasında yapılan küçük bir törenden ibarettir. Nişanlılık süresi bazen bir iki ay, bazen dört beş ay, bazen de bir yıl sürer. Genellikle ailelerin anlaşmalarına göre değişmektedir.

Bazı aileler kız ve damatın görüşmelerine izin vermezler. Bazı aileler de kız ve damatın görüşmelerini uygun karşılar,

Düğünler birkaç gün önceden ‘okuyucu’ adı verilen kişiler tarafından erkek tarafı ayrı, kız tarafı ayrı olmak üzere, her iki tarafın akraba ve komşuları düğüne davet edilirler. Genel olarak erkek tarafınca düğün horozlarla söylenir. Kız tarafı ise elbiselik, keşan peştemal ve başörtüleri ile davette bulunurlar. Ekrek tarafına para takısı verilir. Kız tarafına ise tabak, tencere, çeşitli takımlar v.b. gibi ev araç ve gereçleri takı olarak verilir.

Son zamanlarda düğün kartlarıyla düğünlere davet yapılmaktadır. Ancak takı olayında herhangi bir değişiklik yoktur.

Düğüne salı günü başlanır. Salı günü gecesi kız evinde kadınlar, komşu gecesi düğünü yaparlar.

Genellikle çarşamba günü öğleden sonra, erkek tarafı gelini giydirmeye gider. Gelin davetlilerin elini öper. Erkek tarafının bu grubuna “kınacı” denir. Kınacılar beraberinde gelme ait giyecekler, allık, pulluk, süs eşyaları kına ve yiyecek götürürler. Gelin giydirilir. Kınacı kadınlar yöre oyunlarıyla oynayarak eğlenirler.

Düğünler kına gecesiyle başlar. Kız ve erkek evinde düğünler geç saatlere kadar devam eder. Kız evinde kıza verilen takılar toplanır. Takı toplamada def çalan kadın ortaya çıkar. Hem çalar, hem de sesli olarak takı verenin adını ve sanını söyler. Düğünlerde ilk takıyı büyük baba (dede), büyük anne (babaanne, anneanne), kız anası, kız babası, kardeşleri, yakın ve akrabaları ve komşuları ile tanıdıkları verirler. Takılar toplandıktan sonra kına türküleri söylenerek gelinin ve sağdıç kızların eline kına yakılır. Kınadan sonra genellikle düğünler sona erer.

Erkek evinde düğün sabahlara kadar sürer. Yenip içilir. Düğünlerde davul zurna ve kemençe eşliğinde karşılama, bel kırması (fingil), sallama, düz horon ve dik horon oyunları oynanır.

Perşembe günleri gelin alma günüdür. Kına gününde kınacılara verilen damat (güvey) elbiseleri, damat tarafından hamam yaptıktan sonra giyilir. Perşembe günü gelin alma zamanına kadar düğün kız ve erkek evinde devam eder. Düğün davetlileri “konak” denen topluluklar halinde gelirler. Konaktakiler, düğün sahiplerince çalgı eşliğinde karşılanarak hoşlanırlar. Öğle üzeri erkek tarafında gelin almaya gitmek üzere hazırlıklar başlar. Düğün alanının bulunduğu yere gitmek üzere “damat donatma” işlerine başlanır. Hazırlık şöyle yapılır.

Küçük bir sofra getirilir. Sofra üzerine, içerisinde an balı ve tereyağı bulunan bir tabak bırakılır. Yanına ekmek ile temiz bir havlu koyulur. Damat, sağdıç ve beraberliklerindekiler sofrayı alarak düğün alanına gitmek üzere hareket ederler. Düğün alanında oynayanlar oyunlarını bırakarak, davul-zurna ve kemençe eşliğinde damadı almak üzere hareket ederler. Karşılıklı olarak dengeli yürünür. Damat konak şeklinde gelir. Damadı getiren konak karşılanır. Düğün alanına gelir.

Damat ve sağdıç yan yana getirilir. Kıbleye döndürülerek el bağlattırılır. Damat donatacak kişi ortaya çağrılır. Bu kişi tarafından sofra üzerindeki havlu alınır. Boynunda duruyor mu? Böyle güzel oluyor mu? Gibi sözlerle çeşitli şakalar yapılır. Sonra havlu uygun şekilde damatın boynuna sarılır. Bundan sonra damat donatan kişi tarafından bir parça ekmek kırılır. Üzerine an balı koyularak düğün davetlilerinden birisine yedirilmek istenir. Davetli yemek için ağzını açtığı anda, bal yanında oturanlardan birisine yedirilir. Tekrar bir parça ekmek üzerine bal koyularak aldatılan kişiye yedirilir. Damat ve sağdıca da az bir ekmek parçası üzerine bal koyularak yedirilir. Kalan bal ise misafirlere yemek üzere verilir. Bazen de düğündekiler tarafından kaçırılır. Böylece damat donatılmış olur. Bundan sonra takı toplamaya geçilir. Önce damat babasından, annesinden, kardeşlerinden, amcalarından, dayılarından, dedelerinden, büyükannelerinden diğer akrabalarından, komşularından ve arkadaşlarından para olarak takılar verilir. Takı verenler damatı donatan kişi tarafından sesli olarak ilan edilir.

Öğleden sonra davul-zurna kemençe eşliğinde gelin almak üzere kız evine doğru yola çıkılır. Eskiden gelin almaya yürüme veya atlarla gidilirdi. Bugün araba kullanılmaktadır. Gelin almaya gidilen yoldan geri dönülmez. Kısa da olsa mutlaka yol değişikliği yapılır. Bu yapılmadığında evlilerin mesut olmayacağına inanılır.

Son zamanlarda bu geleneklerden bazı kısımları değişikliğe uğramıştır. Çarşamba veya cumartesi günleri kız evine kına götürülür. Gelin giydirilir. Genelde düğünler cumartesi akşamı başlar. Gelin almaya pazar günü gidilir. Salon düğünleri de yapılmaktadır. Yolda davul zurna ve kemençe ile “Yol Havası” çalınıp, “Yol havası” denilen türküler söylenir.

Gelin almaya gelenler, kız evinde bir süre kalır. Yöresel oyunlar oynanır. Bir kaç saat geçtikten sonra, kız evince gelin hazırlanır. Annesinin babasının ve diğer yakınlarının elini öperek evden çıkar. Bu sırada ana ve baba kızlarına “kızım bir kadın için en büyük şeref, kocası evine duvağı ile girip, kefeni ile çıkmaktır.” Bu söz kulağına küpe olsun derler. Gelin evin eşiğine geldiğinde başında mısır ekmeği kırılır. Gelin kardeşi ve diğer yakınları ile birlikte, erkek evine hareket eder. Gelin erkek evine girerken, damat tarafından mermi atılır. Gelin kaynata ve kaynanadan bahşiş almak için kapıda durur. Onlar da “damat veriyoruz, bahçe veriyoruz.” gibi sözlerden sonra gelini razı ederler. Gelin eve girerken kapıya bağlanmış ipi kırar. Sonra gelinin başına dökülecek şekilde havaya şeker, para ve kesilmiş renkli kağıtlar atılır. Eve gelen gelinin kucağına erkek çocuk verilir. Gelin çocuğu üç kere kucaklar. Yatsı namazından sonra damat eve alınır. Böylece sağdıç damadı düğün yengesine teslim etmiş olur. İmam tarafından tekrar nikâh yapılır. Yenge damadı gelin odasına götürür. Gelin ile damadı el ele tutuşturur. Onlara iki rekat namaz kılmaları ve dua ederek dilekte bulunmalarını söyleyip “Bu gelini sana, seni Tanrıya emanet ettim. Her ikinizi de Allah bir yastıkta kocatsın, mutluklar dilerim. Der. Odadan çıkar.

Gelin başka köylerden alınıyorsa, o köyün gençleri yol keserek zorluklar çıkarır. Erkek tarafı anlayışlı davranarak gerekli bahşişi verip yolu açar. Günümüzde bu olayda ortadan kalkmıştır.

Gerdek gecesinin sabahı damat evden çıkıp gider. O gün akşama kadar eve gelmez. O gün komşu ve akrabalar eve gelin görmeye gelirler. Bu olaya çevrede “Duvak düğünü” denilir. Gelinin çeyizi ve eşyaları görülür. Misafirler türkü söyleyerek oynayıp eğlenirler. Yemekler yenir, çay içilir ve gelenler dağılırlar.

Bir hafta sonra damat, yakınları, komşuları ve gelinden oluşan topluluk kız tarafına giderler. Buna “El öpme” denir. Kız evinde bulunan misafirlerin eli damat ve sağdıç tarafından öpülür. Damat ve sağdıç bir köşeye götürülerek ayakta beklerler. Kız babası damata bahşiş verir. Damat ve sağdıç oturtulur. Yemekte sofraya yani damat sofrasına pişirilmiş ve üzeri kapak yumurta gelir. Karşılıklı şakalar ve konuşmalardan sonra, damat tabak üzerine para bırakır. Tabağın ağzı açılır. Damat kollanır, korunur. Aynı gece erkek evine geri döner. Damat ayakkabısı saklanır. Bunun için de damat tarafı tedbir alır. Kız evinden ise, bardak, kaşık ve tabak gibi eşyalar gizlice alınıp getirilir.

El öpme olayından sonra kararlaştırılan bir günde kız tarafı, erkek tarafına gelir. Gelen bu topluluğa “gavum” denir. O gün türküler söylenir. Oyunlar oynanır. Yemekler yenir. Çay ve kahveler içilir. Sonra evlerine dönerler.

( Son yıllarda bu adetlerden gittikçe ayrılmalar ve uzaklaşmalar görülür. Artık düğünler salonda yapılarak adetlerin dışında kalmaktadır.)

YOLLUK: Kız isteme sırasında, kızın erkek kardeşlerine, dayılarına, amcalarına alınan ayakkabıya denir. Yolluk kızın erkek kardeşine alınırsa dayı ve amcalara alınmaz. Miktarı kız isteme sırasında konuşularak karara bağlanır. Son zamanlarda yolluk olayı ortadan kalkmaya başlamıştır.

ŞIŞLIK: Düğün gecesi gelinin erkek kardeşleri, akraba ve arkadaşlarıyla birlikte erkek evine düğüne gelirler. Bu gelme konak şeklindedir. Gelenler yöresel oyunlarını oynadıktan sonra kendilerine ayrılan konak evine alınırlar.

Damat tarafından horoz kesilmesi istenir. Önce horozu göreceğiz denir. Horoz görülür. Bazen koç istenir. Kestirilir. Bazen de istenir fakat kestirilmez. Buna şişlik isteme denir. Şişlik için gelenlerin bütün istekleri yerine getirilir. Aksi takdirde gelin alma sırasında çeşitli zorluklar çıkabilir. Bu gelenekte çok çeşitli zararlara yol açtığından bugün ortadan kalkmıştır.

BOHÇA VERME:

Gelin erkek evine gelirken, damatın dedesine, kardeşlerine, amca ve dayılarına bohça düzenlenir. Bohça içerisinde iç çamaşırı, çorap, çarşaf, havlu, elbiselik v.b. gibi eşyalar bulunur.

KONAK OLAYI:

Konak düğüne giden kişilerin oluşturduğu topluluğa verilen isimdir. Konak çevreden, komşu köylerden düğüne gitmek için toplanan insanlardan oluşur. Bir konağın kişi olarak sayısı 3-5, 10-15 ve daha çok sayıda kişiler olabilir.

Düğün alanına 100-150 metre kala konak gelecek kişiler sıralanır. Kendi aralarında sözü dinlenir bir kişi seçerler. Bu kişi konağı yönetir. Bu kişinin her dediğine, konağa katılanlar uyar.

Konağı meydana getirenler içerisinde silahı olanlar tek sıra halinde konak önünde sıralanırlar. Kaç el silah atılacağı konağı idare eden kişi tarafından söylenir. Yönetici silahlı kişilere sırası geldikçe bir adım öne çıkılmasını söyler. Herkes sırayla bir adım öne çıkarak önceden kararlaştırıldığı şekilde silahını havaya ateşler. Sıra bittikten sonra herkes silahını doldurur. Yönetici 3 veya 5 adım yürüyün der. Sonra tekrar durulur. Silahı olanlar tekrar bir adım öne çıkarlar. Sırasıyla silahlar ateşlenir. Bu durum oyun alanına kadar sürer.

Silah seslerinin duyulması üzerine konak geldiği anlaşılır. Oyun sahasında oynayanlar, oyunu bırakıp davul-zurna ile konağı hoşlamak ve karşılamak üzere oyun sahasından ayrılırlar. Bu yürüme konağın gelme şekli ile, dengeli olur. Bu olay 10-15 dakika sürebilir. Konak karşılanıp hoşlandıktan sonra davul-zuma eşliğinde oyun alanına bazen ağır yürüyüşle, bazen normal yürüyüşle getirilir. Bu yürüme konağın durumuna göre değişir. Oyun alanına giriş karşılama oyunu ile başlar. Konağı meydana getiren kişiler oyun alanına girerken silahlarını ateşleyerek karşılama oyununa başlarlar. Oyun alanına giriş ve silahın ateşlenmesi herhangi bir karışıklığa meydan verilmemesi için sırayla yapılır. Oyun sırasında silahlar birkaç kez ateşlenir. Bundan sonra sallama horon, daha sonra ise sık horon oyunları oynanır.

Konağın dinlenmesi için bir ev ayrılır. Konağa hizmet etmek için bir kişi görevlendirilir. Konak yer, içer ve eğlenir. Gece konakları konak evine alınır. Gündüz konaklarında konak evi yoktur.

İlçede gençler askere törenlerle uğurlanır. Önceden gidilecek kışlalar Askerlik Şubesinden öğrenilir. Askere gitmede birlik sağlamak için çevre köylerden aynı kışlalara gidenler belirlenir. Gençler kışlaya hareket etme gününü kararlaştırır. Askere gidecek genç köyünü, tanıdıklarını dolaşır. Yaşlılarla ısmarlaşır ve helalleşir. Askere gitme günü, köylüler askere gidecek gencin evinde toplanır. Yanlarında yiyecek, giyecek gibi hediyeler getirirler. Evden hareket için hazırlıklar yapılır. Yemekler yenir. Davul - Zurna ve kemençe eşliğinde silahlar ve havan fişekleri atılır. İlçe merkezine hareket başlar. Askere giden gencin arkasından su dökülür. Bu sırada da suyu döken tarafından “Güle güle gidip, güle güle gelesin.” bazı yerlerde “Vatana asker ettim, güle güle yol ettim.” bazı yerlerde de “su gibi gidesin, su gibi gelesin.” gibi sözler söylenir.

Bu uğurlama gençlerin otobüslere binip gitmelerine kadar çalgı eşliğinde devam eder. Askere giden gençler kendilerini yol etmeye gelenlerle ısmarlaştıktan sonra otobüslere binerler. Böylece uğurlama tamamlanır.

Günümüzde silah kullanılmaz. Davul - zurna ve kemençeli yol etme durumuda azalmıştır.

Cenazelere ilgi büyüktür. Cenazeyi duyan herkes cenaze evine giderek başsağlığı dileğinde bulunur. Tüm içtenliği ile cenaze sahibinin üzüntüsüne ortak olmak istenir. Cenaze kalktıktan sonra cenaze evinde Kur’an ve mevlit okunur.

Bayram ve bayram arifelerinde mezarlıklar ziyaret edilir. Bilenler Kur’an okur. Kur’an bilmeyenler Kur’an okutur.

 

AYAK BAGI KESİLMESİ:

Çocuklar 9 aylık olduktan sonra yürümeye başlar. Bu yürüme olayı bir yaşına kadar sürer.

Bazı çocuklar ise yürüme çağı geldiği halde yürüyemezler. Aileler gerek yürümeyen, gerekse çocuğun daha çabuk yürümesi için, çocuğun ayak bağını kestirirler. Bu iş için çevrede atılgan, hareketli, eline çabuk ve işine titiz yapılı kişiler seçilir.

 

Anne bir dilim ekmek alır. Üzerine bol yağ ve arı balı sürer. Çocuğun ayaklarına kırmızı renkte kırılabilecek bir ipi dıştan dışa bağlar. Yağlı ekmeği çocuğun eline verip, kapı eşiği üzerine getirip tutar. Ayak bağını kesecek kişi çocuğun ayağındaki ipi kırar, elindeki yağlı ekmeği alıp geriye bakmadan koşarak kaçar. Anne de çocuğu arkasından yürüterek biraz götürür.

 

B) İMECELER:

Karşılıklı yardımlaşmanın bir ifadesi olan imece, Dereli ilçesinde de yapılan işin türüne göre değişik isimlerle söylenir. Bunlar bel imecesi, ekim imecesi, ot kazma imecesi, fındık toplama ve ayıklama imecesi ve mısır toplama ve soyma imecesi belli başlı olanlardır.

1- BEL İMECESİ: İmece sahibi akşamdan ertesi gün için yapacağı imeceyi çağırır. İmecenin çeşidini ve yerini söyler. İmeceye çağrılanlar ertesi sabahı bellerini alıp belirlenen araziye gelirler. İmeceler genellikle saat 8-9 arasında toplanır. İmece sahibi tarafımdan öğle yemeği ve çay ikram edilir. İmece sahibi, imeceye katılanlara birer gün borçlanır. Bu imecelerde akşamleyin işi bırakma genel olarak akşama bir saat kala yapılmaktadır.

2- EKİM İMECEŞI: Tarlaya bu imecelerde mısır ekilir. İmece akşamdan çağrılır. Çağrılanlar kazma ve tohum çentiği ile belirlenen yere gelirler. Sabahları herkes saat 8-9 arasında gelir. Akşamleyin ise akşama bir veya yarım saat kala dağılırlar. Öğle yemeği imece sahibi tarafından verilir. İmece sahibi imeceye katılanlara birer gün borçlanır.

3- OT KAZMA İMECESI:

Mısırların boyu 20-30 santimetre olduğunda içlerindeki yabancı otların ayıklanması ve diplerinin toprakla doldurulması için yapılan imecelerdir. İmece akşamdan çağrılır. Çağrılanlar ot kazması ile imeceye gelirler. İmece sabah 8 de başlar. Akşa1ııa bir veya yarım saat kala dağılır. Öğle yemeği ve çaylar imece sahibi tarafından verilir. İmece sahibi imeceye katılanlara birer gün borçlanır.

4.. FINDIK TOPLAMA

İMECESİ: Fındık toplama imecelerinde, önce aşağı kısımda oturanların fındığı toplanır. Bu sırada yukarıda fındığı olanlar aşağıdakilere fındık toplamaya giderler. Daha sonra aşağıdakiler de yukarıdakilere fındık toplamaya katılırlar. Fındık imeceleri sabah çok erken saatlerde başlar. Akşamleyin ise akşama yarım saat kala sona erer. Fındık imecelerinde imece sahibi tarafından saat 10 sıralarında kahvaltı, öğlesinde ise öğle yemeği verilir. Sabahleyin verilen yemeğe ‘kuşluk yemeği’1 de denir.

5- FINDIK AYIKLAMA İMECESİ: Bahçede toplanıp eve getirilen fındığın kabuğu ile en dış kısımda bulunan fındık kavsuğu ayıklanır. Bunun için fındık imecesi yapılır. Son zamanlarda patus makinesinin yapılmış olması bu tür imeceleri azaltmış ve hemen hemen ortadan kaldırmıştır. Çünkü bu makineler fındığı kısa sürede ayıklamaktadır. Ayıklanan “çeç” fındık harmanlara serilerek kurutulur.

6- MİSIR BİÇME VE TOPLAMA IMECESI: Tarlada büyümüş ve ergin hale gelerek sararmış mısırlar, önce biçilerek deste yapılır. Destelenmiş mısırların koçanları imece yapılarak kırılır. Koçanların dış kısmındaki yapraklara talaş denir. Kırılan mısırlar evin uygun yerine talaşından soyulmak üzere sepetlerle taşınıp yığılırlar.

7- MISIR SOYMA İMECESİ:

Mısır koçanları talaşından ayırmak için yapılan imecelerdir. İmeceler akşamleyin başlar, geç saatlere kadar devam eder. Soyulan yani talaştan ayrılan mısır koçanları, evlerin kapısında bulunan seranderlere (serenti) veya çubuktan yapılmış çötenlere koyulur. Mısır soyma imecelerinde türküler, maniler söylenir. Fıkralar anlatılır. Bilmeceler sorulur.

Yöredeki bel imecelerinde ve ekim imecelerinde bir haylakçı bulunur. Haylakçı tempolu türküler söyler. Türkünün temposuna göre beller batırılıp kaldırılır. Ekim imecelerinde de kazmalar türkünün temposuna göre kalkar ve iner. İmeceler genellikle istekli bir şekilde olur.

Bunların dışında fındık bahçelerinin altındaki eğrelti otu güllük, büyüyen ot v.b. bitkileri biçme ve taşıma, gazel (kuru yaprak süpürme ve taşıma, kazık, fasulye çubuğu, ot, odun hazırlama ve taşıma imeceleri de yapılmaktadır.

Mısır saplan belli kalınlıkta bağlanarak toplanıp taşınır. Eve yakın bir yerde toplanır. Bunların küçüklerine “ÇOMEN” denir. Büyükleri ise bir direk etrafına yığın yapılır. Buna da “OTLUK” denir. Bu şekilde güllük, ot ve buğday sapları yığınlarına da “TABUL” denilmektedir.

Mustafa KAFA

Köşe Yazarları

Ethem BAKAR Ethem BAKAR
KÖR TUTTUĞUNU...
Turqut AYAZ Turqut AYAZ
Facebook'ta bu tuzaklara dikkat!
Aykut DEMİRCAN Aykut DEMİRCAN
YEDİNİZ BİTİRDİNİZ BİZİ...

Sectiklerimiz

İSTATİSTİKLER

Kategori Sayısı 9
Haber Sayısı 121
Yorum Sayısı 6
Haber Okuma 63129
Yönetici Sayısı 16

Yazar Girişi | İletişim  | Reklam ver | Kullanim Kosullari! |

siwep Dereli Haber - Dereli'nin En Çok Okunan İnternet Gazetesi
Tüm hakları Saklıdır. Yayınlanan içerikler izinsiz kullanılamaz.
Görsel Tasarım: T.AYAZ - Altyapı: MyDesign